Ahmet Derya Varilci
Kültürümüzde köklü bir maziye sahip olan ağıtlar, yüreğimizden dökülen acı dolu ezgilerdir, ölenin ardından döktüğümüz gözyaşıdır.
Orhun Abideleri’nde “sıgıt”, Uygurlarda “mersiye”, Karatay-Malkar Türklerinde “Küy”, Kerkük Türklerinde “sazlamağ”, Kırım Tatarlarında “Tagmag” adıyla anılırlar.
Ağıt kelimesinin İngilizce’de karşılığı “lament”, Fransızca’da “élégie”, Almanca’da “totenlage”, Rusça’da “plaç, priçitaniya” kelimeleridir.
****
Acı, keder ve yürek sızısını en iyi dışa vuran eylem ağıtlardır. Kendi kültürümüzde olduğu kadar, bütün dünya kültürlerinde mevcuttur, uluslararasıdır, evrenseldir.
Aynı zamanda yereldir, toplumların kendi acılarından yaktığı ezgilerdir. Kimi zaman sessiz, kimi zaman haykıran bir tonda söylenir ağıtlar… Döverek böğürleri, feryatlarla, figanlarla söylenir. Son günlerde sayısı artan şehit cenazelerinde analarımızın yaktığı ağıtlar, yüreğimizi dağlayan nağmelerdir.
Ağıtlarla benzeşen bir başka müzik, oyun havalarıdır.
Anneler, kınalı kuzularını askere gönderirken de gözyaşlarıyla ve oyun havalarıyla yol eder evlatlarını.
****
Oyun havalarımız da ağıtlarımız gibidir aslında... Kimi zaman coşkulu, kimi zaman hüzünlüdür: “Güvercin uçuverdi” derken, bir ayrılık durumunu anlatılır. “Dol kara bakır, dol” diyerek sefalet, “Gel ha böyle bu yana!” diyerek ölümcül bir sevda vurgulanır.
Ağıtlarımız ise, Hüseyni makamında bir Yemen Türküsü gibidir.
Ağır aksak bir kırık havadır çoğu zaman, bir Çanakkale ağıtı gibi:
“Yoksa yavrum seni vurdular m’ola / Kefensiz kabire koydular m’ola”
Yahut Kurtuluş Savaşı’nda şehit olan Bayat’tan Ali Osman’a bacısının yaktığı ağıttır:
“Tren gelmiş acı acı ötüyor / Kardeşim şehit olmuş yerde yatıyor.”
****
Bu yıl yapılacak olan 17. Uluslararası Ünye Kültür, Sanat ve Turizm Festivali’nde şehitlerin anısına festivalin konser bölümü iptal edilmiştir...
Gecenin bir vakti yüksek ücretler karşılığı getirtilen sanatçı konserlerinin iptali bence yerinde bir karardır. Ama olay, ünlü birilerinin getirtilmemesiyle sınırlı değil…
Tümüyle müzikli eğlencelere, özellikle gece etkinliklerine getirilen bir yasak söz konusudur.
****
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım…
Şehitlerin anısı ileri sürülerek, şehitler üzerinden böyle bir tasarrufa gidilmesi hoş mu?
Önceki festival konserlerinde bu ülkenin şehitleri yok muydu?
Şehitleri işe karıştırmadan sorun halledilemez mi?
Bu bahanenin ardından geriye iki gerekçe kalıyor:
Sorun ya parasaldır, yahut güvenlik kaygısıyla hareket ediliyordur.
Dürüst olmak gerekir; mali kaynak yok ise, “Biz bu sanatçıları getir(e)miyoruz!” demek yeterlidir. Zaten, “İlle de gelsin!” diyen yok, aksine herkes “Gelmese de olur!” demekte.
Yok, asıl gerekçe güvenlik ise; terörün tavan yaptığı 13 milyonluk İstanbul’da etkinlikler sürerken, Ünye’deki bu yasak niye?
****
“Bu yaz kanlı geçecek!” deniyordu. Amaç hasıl olmuş anlaşılan. Ünye yaşamadığı teröre teslim olmuş, Ünye’de terör amacına ulaşmış demek ki…
Bundan böyle ağıtlarımızı sessizce ve gün ışığında yakacağız.
Hatta kınalı kuzuları askere gönderirken yol kenarlarında halaylar çekip, horona durmayacağız.
Belki er meydanında güreşçilerimiz peşrev çekerken, davul zurna sesi iptal etmiş olacak.
|