Yaşar Karaduman
Bu sözler çaresizliğimizin ve korku içinde yaşamaya mahkum edilmişliğimizin ifadesidir. Neden çok şükür?
Altyapımıza tonlarca para harcadık, hani her şey dört dörtlüktü.. Sokaklara yollara çuval işi para döktük mazgallar, kanallar su yolları yaptık.. Alt yapı sorunumuz yok dediniz.
İki saat yağmur yağdı, şehri yönettikleri -binayı bile su bastı.
Neden şükür?
Artık sel basma diye bir sorunumuz kalmamıştı her şeyimiz tamamdı .
Demek ki değilmiş, demek ki hiçbir şey doğru yapılmamış.. Demek ki yine her işimiz Allah’a kalmış.
Biz daha çooook kışın kar altında kalır, yazın sele gider, her yağmurda ellerimiz açar, Allaha yalvarır sonrada “Çok şükür ucuz atlattık deriz. Sonrada takım elbiseyi çeker siyah gözlükleri de takar dolaşırız, bir dahaki yağmura kadar.
Sahillerin Sahibi Kim?
Yaz sezonuna girilirken sahil yağmasına dikkat çekmiştim. Kumsal Aynikola’dan Derbent’e ve daha ilerilerde. Toki’nin sahili de dahil olmak üzere kirli pis, derme çatma çadırlarla doldu.
Bu sahillerin sahibi kim?
Bilgilerim yanlışsa düzeltsinler lütfen.. Sahiller Milli Emlak’ındır, yani Malmüdürlüğünün sorumluluğunda, yani bir yerde Kaymakamın sorumluluğundadır, belediye ile işbirliği yaparak kontrol edilir.
Buralarda tuvalet ve hijyen yoktur, çadırdakiler genelde denize işerler büyüğünü etraftaki ağaların altına yaparlar. Onlara sinekler konar, sinekler yukarıdaki konutlara gelir, evlere kadar girerler, bu konutlarda oturanlar her türlü hastalığın tehdidi altındadır
Burada geceleri çadırlarda kalan gençler içerler ve çevreyi rahatsız ederler. Kimse buraları gece ve gündüz kontrol etmez. Bütün sahil bok içindedir, yağmalanmıştır, şehri yönetenler, o toplantıda bu yemekte gerekli gereksiz birbirlerine plaket alır verirler düğünlerde arzı endam ederler şehir içerde ve dışında yağmalanmış batmıştır onları ilgilendirmez.
Çekirdek Poşetleri Tutmadı
Çekirdek kabuğu pisliğine çare için bir müddet önce meydandaki ve Yalıkahvesindeki oturma gruplarının önüne, portatif çöp kutuları koydular Bu çöp kutuları problemi meydanda yüzde elli çözdü.. Bir çok vatandaş çekirdek kabuklarını ve diğer çöpleri kutulara attılar.. Önündeki çöp kutusuna rağmen kabukları yine yere atan öküzler de oldu. Toplumda her zaman bir miktar öküz vardır.
Sorunun geri kalan kısmını çözmek için de çift taraflı poşet yaptırdılar.. Bir tarafına çekirdek bir tarafına da çöpü koyulacaktı. Ayrıca hazır satılan çekirdekler için de çekirdekçi bir poşet verecekti. Poşetleri çekirdekçilere dağıttılar, tenbih ettiler iş bitti. Kimse yapılan işi takip etmedi. Biz ettik..Takip edilmeyince çekirdekçiler dağıtılan poşetleri kullanmadılar. Bazıları da çekirdekleri yiyip poşetleri yere attılar, bir de yerde poşet kirliliği ortaya çıktı.
Poşet işi tutmadı, parayı matbaacı kazandı (her sefer işin altından aynı matbaa çıkar onu da anlayabilmiş değilim) Meydan ve Yalıkahvesi ayni minval üzere pislik içinde, çözüm bir başka yaza kaldı. Meydandaki çöp kutuları ise bir saat içinde doldu. Vatandaş çöpünü kutuların yanına attı.
Bu saaten sonra yapılacak iş şudur: Akşam saat 19.00 dan 24.00 e kadar meydanda, iki, sahilde de iki olmak üzere temizlik elamanı devamlı dolaşarak dolan dolan çöp kutularını anında boşaltmalı ve yerlere atılan çekirdek pisliğini anında oturanlara rağmen devamlı temizlemelidir. Poşet işini ayrıca tekrar yazacağım.
Define ve Kartal Başı
Defineciler yine Aynikola’yı kazmışlar. Burada bir yerler de define olduğuna inanır defineciler.. Bu güne kadar da kimse bir şey bulamamıştır. Adanın karşısında kayada yazılı olan H&G harfleri ile 1901 tarihi iki sevgilinin kayaya kazığı isimlerinin baş harfleri midir, yoksa bir şifre mi, halen çözülememiştir.
Defineciler bu sefer kilisenin vaftiz havuzunu kazmışlar ne alıp ne almadıkları belli değil. Oysa izinsiz kazı ve define aramak yasalara göre suçtur. Definecilik iflah olmaz bir hastalıktır. Bu yolda servetlerini harcamış insanlar tanırım.
Parka Banklar halen konulmadı..
Şehir parkına insanların oturması için banklar halen konulmadı. Masalara oturup çay içmek istemeyen kadınlar çocuklar kenar taşlarına oturuyorlar.
Parkın yarısı halen boş ve bakımsız duruyor. İskele Restoranın arkasının bir kısmı çöplük, bir kısmı da mısırcının çöplüğü.. Mısırcı köyündeki gibi yayılmış. Bana sert yazıyor diye kızan arkadaşlar gidin parka bir bakın, bütün bunları ben mi yapıyorum. İnsanları neden kenar taşlarına oturtuyorsunuz, neden oturmak için bank koymuyorsunuz, sonra yazıyorum diye kızıyorsunuz, ama sorun kalıyor
Siz sorunu bana kızarak çözüyorsunuz.
Devam edin..
|