Yaşar Karaduman
İlk aşkım Bursalı bir kızdı.
Bursa’dan mahallemize misafir gelmişlerdi. Kırmızı kırmızı yanakları vardı. Ona, Hami ve Bahtiyar’la Kel Cemal’in bahçesinde salıncak kurmuştuk. Bahtiyar ve Hami’de aşık olmuştu Bursalı Kız’a.
Adı galiba Meltem’di veya Melek..
Okullar açılınca gitti Bursalı kız.
Yedi yaşımda hayat çok anlamsız ve boş gelmişti bana.
Uzun zaman alışamadım yokluğuna Bursalı Kızın.
Okular açılınca bütün “Orta Mahalle”nin çocukları hep beraber okula başladıkBirinci sınıfta sevgilim Ayşe idi. Ayşe’nin kara gözleri fıldır fıldırdı, Ayşe hep sarımsak kokardı. Bu sarımsak kokusu Ayşe ile olan aşkımızı yedi bitirdi.
Üçüncü sınıfta iken Süheyla geldi Anamur’dan..
Süheyla bizden iriceydi biraz da tonbulcaydı, insanın tombul kollarını ısırası geliyordu.
Süheyla’ya aşık olup olmamakta karar veremediğim bir gün Ömer geldi bana:
-Bak oğlum bu benim davam garışmam sonra, dedi.
Sonradan duydum ki Cengiz’de aşıkmış Süheyla’ya..
Olduk mu yine üç kişi..
Süheyla’nın haberi yok, biz aramızda alıp veriyoruz Süheyla’yı.
Süheyla’nın bir de kardeşi var Hüseyin, hangimize dalaşacağına karar veremiyordu.
Ömer çete reisi idi, Hüseyin’i reis yardımcısı yapınca Süheyla Ömer’e kaldı.
İlkokul sona doğru Emine’ye aşık olmaz mıyım aniden?
Emine bizim mahalleye çıkarken yolun solunda otururdu. Sol yanağında siyah bir ben vardı. Gözleri yeşildi, benimle çok ilgilenirdi.
Müberra kıskanırdı bizi, “sakin Emine’ye bakma, gözlerini oyarım, seni kimselere yar etmem” derdi, biraz deliceydi Müberra..
Biz aşık olur ama hiç konuşmazdık. O zamanlar buluşup konuşacak kadar modern değildi Ünye.. Daha çok mektuplaşırdık. Ben mektubu Deli Avnilerin evinin duvarında kara taşın arasına sokar, Emine’de gelir alır, cevabını yazar yine oraya koyardı
“En güzel aşk mektupları” diye bir kitap vardı, ilk aşk mektubumu oradan kopye etmiştim, Emine anladı, “Bunları sen mi yazdın?” dedi, utandım, “bir gün ben de kitaba bakmadan yazacağım” dedim içimden. Aradan yıllar geçti, artık kitaba bakmadan da aşk mektupları, aşk şiirleri yazabiliyordum. Bal renkli gözleri ve kadife gibi ses tonu ile masal prensesi idi. Emine.
İlk gençlik yıllarında ki sevgilim Selma idi. Hiç konuşmadığım bu güzel kız ben geçerken her defasında Kabakçı çeşmesindeki ahşap konağın penceresinde bekler, el sallardı.
Ayran gönüllü ben, ne çok ta aşık olmuşum..
Sonra Hatice çıktı karşıma, Hatice Türbe yokuşunda fesleğenlerin kapladığı bir sokakta otururdu.. Beyaz pantolonu ve kırmızı bluzu ona çok yakışırdı, saçlarını arkaya toplardı. Kara gözleri, gülen bir yüzü vardı Hatice’nin… Gülerken gözlerini kısar yumuk yumuk olurdu. Uzak limanlardan kalkan hasret dolu gemiler Hatice’nin kara gözlerinden geçerlerdi. Ben Ünye’den gitmek zorunda kalınca çok ağladık Hatice ile fesleğenlerin altında bir gece.. Ne zor şeydi ayrılmak.. Tanrım kimseleri sevdiklerinden ayırmasın.
Ben bu halimden hiç memnun değildim, şair gönlüm her gördüğü güzele aşıktı.
Aslında yıllar sonra anladım, ben sevgiye sevgi dolu bütün insanlara aşıktım..
İstanbul’da Emirgan’da karlı bir gecede köşede ağlayan birine rastladım.
Bu en güzel şiirleri yazacağım Rum kızı Liza idi. Liza hayatımda en çok sevdiğim biri oldu. Çok insancıl, biriydi. Bir akşam Karaköy’den kalkan bir vapurla ailesi ile birlikte Amerika’ya gitti, bir daha dönmedi. Alın size bir acı daha..
Son sevgilim ilk sevgilim Bursalı Kıza benzeyen Çapalı Kız’dı. Kocaman gözleri uzun siyah kirpikleri vardı..Çapalı kızla yirmibeş yıl hayatı paylaştık. Çapalı kız hiç beklemediğim bir anda beni koskoca dünyada yapayalnız kolum kanadım kırık bırakıp gitti. Onun yerini dolduracak birini bulamayacağım için bir daha hiç aşık maşık olmadım. Artk aşık olacak yaşım da geçmişti.
Otuz yıl Avrupa’nın dört ülkesinde bazen çalışarak bazen okuyarak, bazen gezerek dolaştıktan sonra ülkeme döndüm.
Şimdi biraz yaşlanmış, biraz yorgun biraz kırgın, biraz yalnız Ünye sokaklarında kaybettiğim çocukluğumu, kaybettiğim gençliğimi, sevgililerimi dostlarımı ve yaşayamadığım yıllarımı ve gülen bir dost yüzü, bir sıcak el arıyorum
Bir masal gibi geçti yıllar, bir masal gibi yaşandı ömür, anılar sevgililerin hatıra defterleinde kuru güz yapraklarının altında kaldı.
Tanrı’ya bana içi sevgi dolu güzel bir kalp verdiği için teşekkür ediyorum.
“Bir masalmış geçen yıllar
Kaç yaprak var elimizde
Aşk denilen bir rüyaymış
Tadı kaldı dilimizde”
http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=tr-2943699
|