Susmak kabullenmektir!
Fransız Ekonomist yazar Jacgues Attali, “kriz anını” tanımlarken, felaket öncesi yaşanan sessizlikten bahseder.
Gerçekten de, kriz öncesi derin bir sessizlik yaşanır. Kriz anında ortama hakim olan şaşkınlıktır, paniktir.
Sonrası malum…
*** *** *** *** *** ***
Ekonomik krizle deprem arasında kurulan bu paralellik; her ikisinin de, uzun vadede oluşan ve biriken bir dengesizliğin kırılma noktasıyla kendini açığa vurur.
*** *** *** *** *** ***
Doğal afetleri, duyu organları gelişmiş olan canlı türleri önceden fark eder. Bazı hayvanların yaşadığı kıpırdanma ve huzursuzluk, depremin habercisidir.
İnsanoğlunun böyle bir duyusal yeteneği yoksa bile, aklı ve irfanı (sezgisi) vardır.
*** *** *** *** *** ***
Felaketler gerçekleşmezden önce birçok canlı türü tarafından fark edilir ve insanlar, sezgileri ve deneyimleriyle durumu anlar. Buna rağmen umursamaz, önemsemez ise…
Toplum başına gelecekleri kabullenmiş demektir.
Eğer önemsiyor ama sesini çıkarmıyorsa…
İki sebeptendir:
Ya durumdan nema’lanıyordur…
Ya da susturulmuştur.
*** *** *** *** *** ***
Bir de, bazıları birilerine “alet olmama” kaygısıyla uzak durduğunu söyler…
İşte bunu anlayamıyorum…
Bu gibi konularda mantığım düz çalışıyor. Eğer yapılacak işin zararı faydasından fazlaysa, bu yanlışlığın karşısında olanlar birlikte hareket etmelidir. Kimlerin, neden karşı olduğunun hesabı ayrıca görülür.
Hep deriz ya…
Başka Türkiye yok!
*** *** *** *** *** ***
Konuyu Akçay Santraline getireceğim…
Kim bilir, belki faydası zararından fazladır?
Akçay’daki santral, istihdam ve elektrik üretimi için optimum (en uygun) yatırımdır.
EPDK ve Çevre Bakanlığı’nın süzgecinden geçerek onaylanmıştır.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Akçay’ın denizle birleştiği bu gözde sahili tarım alanı olarak gözden çıkarmış...
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Turizm potansiyeline sahip bu sahili görmemiş olsa bile…
Elbet bir bildikleri vardır.
|