ecevit.osman@gmail.com
Geçen yıl sözde Ermeni soykırımı ile ilgili kanun teklifi Amerika Bileşik Devletleri senatosundan geri çekildiği zaman, bunun Türkiye için bir avantaj olduğunu ve tekrar gündeme gelmemesi için çalışmalara şimdiden başlanması gerektiğini yazmıştım. Ama, yine o yazımda, kriz tekrar patlak verinceye kadar, adetimiz olduğu veçhile üzerinde hiç ama, hiç durulmayacağını da ifade etmiştim. Ermenistan şimdi iki koldan Ülkemizi sarmakta ve isteklerini kabul ettirmeğe çalışmaktadır. Bunlardan birincisi, sözde soykırımı yine ABD’nin senato gündemindedir. Gerçi, geçen yıldan bu yana gündeminden düşmüş değildi, ama hiç değilse buzdolabına konulmuştu. Türkiye bu süre içinde bu konuda hiç çalışma yapmadı ve şimdi de, Ermeniler geçen yıl imzalanan Türkiye-Ermenistan arasındaki protokolün TBMM’inde kabul edilmeden konuyu kendi parlamentolarına getirmeyeceklerini beyan etmişlerdir. Bütün batı alemi sözde soykırımı olayına yürekten inanmakta ve buna göre davranmaktadırlar. Bunun iki sebebi vardır: Bunlardan birincisi kuşkusuz Ermenilerin Ortodoks Hıristiyan olmaları; ikincisi ise binlerce bu konuda yabancı dilde, özellikle İngilizce kitap olması ve Diyaspora tarafından finanse edilen yüzlerce filimin oluşudur. Türkiye ise soykırımın olmadığını kendi içinde ve kendi insanına inandırma çabası içindedir.
Demokrasi, demokrasi diyerek, bizleri beğenmeyen batının demokrasisine hayran kalmamak mümkün değildir. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, batı demokrasisinin anlayışı, öncelikle Hıristiyan olmağa bağlıdır. Bu bakımdan doğru ve yanlış olmasına bakılmadan, işin ucunda Hıristiyan varsa, Hıristiyan haklıdır, anlayışıdır. Bunca zamandır, AB kapısında beklemenin nedeni de budur. Kim ne derse desin, AB bir Hıristiyan klüptür. Bunun aksini ispatlamak için atılacak adım, Türkiye’nin AB’ye kabulüdür. Bu olduğu takdirde özür dilemeğe hazırım.
Ermeni Sözde soykırımı giderek birçok ülke parlamentosu tarafından kabul edilecek, edilmeğe devam edilecek ve bir gün gelecek, bize “Siz de soykırımını kabul ediniz veya etmeğe mecbursunuz” diyeceklerdir. Obama’nın ilk olarak Ülkemizi ziyareti dolayısıyla, pay çıkaranlara o zaman müstehzi olarak gülmüş ve bunu da açıkça yazmıştım. ABD’de kim başkan olursa olsun, Dünya siyasetinin değişmeyeceğini, Obama’nın Müslüman bir aileden gelmesi bile bunu değiştiremeyeceğini ifade etmiştim. Elbette, Obama Türkiye’ye gelmesinin nedeni, Ülkemizden alacakları ile ilgilidir. Kürt meselesi, Ermeni meselesi, Ekümenik sorunu, Ruhban okulu sorunu, Kıbrıs sorunu, ABD’lerini Irak’tan çekilmesi ile ortaya çıkacak olan Orta Doğu’nun jandarmalığı, Afganistan sorunu gibi, sorunlar yumağının ortasında Ülkemizin olması ve bizden alacağı çok şeyin olması sebebi ile Obama ilk olarak Ülkemize gelmiştir. Yoksa, kara kaşımıza kara gözümüze hayran olduğu için değildir. Türkiye, Orta Doğu’daki en istikrarlı ve demokrasi ile idare edilen Ülke konumundadır. Yalnız, güçlü ordusu ve vazgeçilemeyen jeopolitik konumuna rağmen bunu iyi değerlendirebildiğini söylemek mümkün değildir. Özellikle, son 5-6 aydır, Türkiye gerek iç ve gerekse dış siyaset bakımından başını kuma gömmüş deve kuşu konumundadır. Hiç yoktan yaratılan siyasi polemik ve söz düellolarından fırsat bularak, iç ve dış meselelere sağduyu ile bakamamaktadır. Bunun sonucu olarak, Ülkemiz birçok hususu kaçırmakta, lehine olabilecek konular bile aleyhine duruma gelmektedir. Bunun için de hiç yoktan sorunları ortaya atarak, dış ve içteki önemli problemlerden Ülkenin idaresini uzaklaştırmak için çıkarıldığı fikrindeyim. Bu bakımdan iktidarı, muhalefeti, medya’sı, düşünen akîl insanları ile kendimizi toplamamız gerekmektedir. Birçok avantajların aleyhimize çevrildiği ve fırsatların kaçtığı, köprülerin üzerinden sular geçtikten sonra, ah, vah etmenin anlamı da olmayacaktır. Keşke, şunu yapsaydık, şunu yapmasaydık, sözleri devlet adamlarına yakışmaz. Eskilerin “Tencere tava geldi, odun bitti; akıl başa geldi, ömür bitti” sözü bize rehber olmalıdır. İş işten geçtikten sonra aklın başa gelmesine gerek yoktur. Zira, kaybeden, bahanelerle dolu bir idare olarak hayatınızı tamamlayabilirsiniz. Aklın hükümran olması ümidi ile saygılarımı sunarım.
|