Tamer Uysal
Diyanet İşleri Başkanlığı 2010 yılını Kur’an yılı ilan etti. Ne de güzel yaptı. Kur’anın anlamı ile buluşmak… Onu anlamaya çalışmak… Hayatı inşa ettiği gibi, inşa etmek… Yüce Yaratıcı Kur’an’ın Allah’tan hakkıyla sakınanlar için yol gösterici olduğunu ifade ederek, Kur’anla insanlığa ahlaki davranış modeli sunuyor.
Allah Resulünün 23 yıllık peygamberlik hayatı Kur’an inşası için bir laboratuardı. Bugüne ve yarınlara da örnek teşkil eden, yürüyen Kur’andı. Allah, Resulünü eğitti, Resulü ise insanlığı…
Bakın! Tüm zamanların evrensel mesajı Kur’anın bakış açısına, bize ne güzel davranış örnekleri sunuyor. İşte bir örnek:
Beşir b.Ubeyrık Medineli bir Müslüman’dı. Şeytana uydu, gaflete düştü, yanlış bir iş yaptı. Ne yapmıştı? Hırsızlık.
Ne kötü bir işti. Ensar’dan bir Müslüman hırsızlık yapmıştı. Hemşerisi olan Medineli bir Müslüman’ın zırhını çalmıştı. Af mı diledi? Hayır. Özür mü diledi? Hayır. Ya ne..? Yanlış yanlışı takip etti. Çaldığı bu zırhı götürdü bir Yahudi’nin evine sakladı.
Tabiî zırhın sahibi Rifaa b.Zeyd boş durmadı. Durumu Allah Resulüne intikal ettirdi.
Allah Resulü, “Kimden şüpheleniyorsun?” dedi.
Rifaa b.Zeyd, “Ubeyrık’dan şüpheleniyorum” dedi.
Kabilecilik, ailecilik, sülalecilik, şucu, bucu, sizden, bizden hastalığı tarih boyu var olan bir hastalık. Hemen devreye girdi. Ubeyrık’ın kabilesi ve akrabaları işbirliği yaparak Ubeyrık’ın masum olduğunu, böyle bir iş yapmayacağını ifade ettiler ve Yahudi’yi suçladılar. Allah’tan korkmadan Peygamber’den utanmadan suçsuz Yahudi’ye iftira attılar. Ne de olsa o bir Yahudi, Ubeyrık ise Müslüman’dı.
Şöyle dediler:”Hakkın düşmanı olan, Allah ve Resulüne inanmayan bir Yahudi’nin sözüne güvenilmez. Oysa biz Müslüman’ız ve güvenilir kişileriz, o halde bizim sözümüze inanılmalı” Hz Peygamber(s.a.v.) tabii olarak, doğru gibi görünen bu iddiadan etkilendi. Ubeyrık’ı haklı görüp Yahudi aleyhine hüküm verecekti ki Vahiy devreye girdi. Nisa süresinin 105 ve 112. ayetleri bu olay üzerine nazil oldu. Okuyalım.
Okuyalım da uyarıyı görelim.
“İnsanlar arasında Allahın sana gösterdiğine göre hükmedesin diye hakkı içeren kitabı sana indirdik; hainlerden taraf olma.” (105)
“Allahtan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, ziyadesiyle esirgeyicidir.” (106)
“Kendi nefislerine ihanet edenleri savunma. Çünkü Allah, hainlik edip vebal yüklenen kimseleri sevmez.” (107)
“Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizleyemezler.- razı olmadığı sözü geceden kurup düzdüklerinde yanlarında olan – Allah’tan gizleyemezler.
Allah onların bütün yapıp ettiklerini kuşatmaktadır.” (108)
“Hadi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz; ama kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak!” (109)
“Kim de bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklemiş olur.” (112)
Allah Resulüne ve bize sesleniyor: Hainlerden taraf olma. Aman yarabbi ne kötü bir itham. Hukuku yanıltmak, delilleri karartmak, yalancı şahitlik yapıp kendi tarafını temize çıkarmak. Allah mazlumun yanında olduğunu bu ve benzeri ayet-i kerimelerle göstermiştir.
Allah masum olan Yahudi’yi de böylece temize çıkarmış, hukukun şahıslara göre değişkenlik arz etmediğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Allah Medineli Müslüman’ı ve akrabalarını kınamış bunu hainlik olarak ifade etmiştir.
Günümüz insanlığının, özellikle de Müslümanların bu ayetlerden alacakları çok dersler vardır. Bu Kur’an’ın hak-hukuk kavramını ne kadar önemsediğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, Kur’an’da buna benzer birçok örnekler bulabilmek mümkündür.
Diyanet İşleri Başkanlığının 2010 yılını Kur’an yılı ilan etmesi bu açıdan çok önemlidir. Bizleri Kur’anla, onun ruhu ile buluşturacağı için çok önemlidir. Bu bir vesile olsun. Bütün yıllarımız Kur’an yılı olsun.
|