İrfan Yıldız Beşlioğlu
Muhalefet eleştiriyor, Hükûmet’teki parti rahatsız oluyor. Muhalefet’ten şikâyetçi oluyor.
Oysa, Muhalefet’in görevi, işlevi budur. Seçmen, bir partiye İktidar’ı vermiş, iş yapma yetkisi vermiş; muhalefete ise, Denetleme görevi vermiştir. Muhalefet, İktidar’ın stepnesi, işletmesi değildir. Muhalefet, halk adına, ulus adına, İktidar’ın “icraatını” denetlemek durumundadır. Halk/Ulus yararına olmayan işlerini ortaya koymak, yanlışlarını göstermek, aykırı işlerine var gücüyle engel olmaya çalışmak, kötü işlemleri durdurmaya çabalamak zorundadır muhalefet. Parlamenter Rejim budur zaten. Muhalefet, İktidar partisinin dalkavuğu ya da yalakası mı olacaktı?! Demokrasilerde, İktidar bilir ki, Muhalefet kendisini halk adına denetler. İktidar bilir ki, yetkilerini keyfi kullanamaz; kullanırsa, muhalefet ayaklanır, sesini yükseltir, kamuoyu oluşturur, seçmenin tepkisi davet eder. Muhalefet, en az iktidar kadar önemlidir.
AKP’lilere bakarsanız hava başka. Ah şu muhalefet olmasaydı, neler yapmazlardı(?) Ah bu muhalefet olmasaydı, neler neler yaparlardı(?) Durup dinlenip, şikâyet ediyorlar. Tek başına iktidar olmak, sınırsız ve sorumsuz yetki kullanabileceğiniz anlamına gelmez. Bu ülkeyi çiftliğiniz gibi yönetemezsiniz. Demokratik esas ve usûllere, hukuka, yasalara uymak zorundasınız. O yüzden, muhalefetten şikâyet etmeyin.
Oysa, deneyimli bir eski siyasetçinin bir önemli sözü var: “İktidar ağlama yeri değildir”!
Yani… İktidarda olan, iş yapacaktır, çözüm üretecektir, halkı rahat ettirecektir. Devleti ve Ulusu güvende tutacaktır. Hele hele, İktidarda bulunanların belirli kişi ya da grupları himaye eden, kayıran, eylem ve işlemleri varsa… İktidar Partisi mensubu olanların, kişisel çıkarlarına çarklar dönüyorsa, o zaman muhalefet, sesiniz yükseltmekle kalmayıp, haykıracaktır. Ortalığı yırtacaktır. İktidar Partisi mensupları günbegün anormal zenginleşiyorsa, iktidar partisine yanaşanların, izahtan vareste biçimde işleri çok iyi gidiyorsa, toplumun iktidar partisi dışında siyaset yapan ya da hiç yapmayan kesimleri kan ağlıyorsa; muhalefet elbette ki gürleyecektir.
İktidar yaranmak isteyenler de dillerine pelesenk etmiş: “Efendim, muhalefet yok ki!” Sizin istediğiniz muhalefet nasıl oluyor? İktidarla al gülüm- ver gülüm, sen/ben, senin kız/bizim oğlan oyunu oynamak mı, muhalefet?! Hadi oradan!
Bir de, samimiyetle, daha sert muhalefet arayanlar var. Ya da muhalefetin yöntemini beğenmeyenler var. Hani, onlar da daha başka türlü muhalefet arıyorlar. Nasıl? Deyince, kendilerinin de açıklayamadığı bir muhalefet biçimi. Sosyal-ekonomik sorunlar’ın çılgına çevirdiği, geçimsizliği perişan ettiği halk kesimleri, bir şeyler daha başka olsun; daha etkili olsun; daha keskin olsun, istiyorlar. Bunlara da şunu derim. Sizi anlıyorum. Ancak; sabır, sabır, ya sabır. Demokratik sabır! İktidara dersi, Seçim’de, birlikte vereceğiz. Ben, Cumhuriyet Halk Partisi özelinden birkaç şey söyleyeyim: Geniş halk kesimlerinin samimiyetle dile getirdiği gibi; “iyi ki, Sayın Deniz Baykal var”! Eğer Baykal olmasaydı, memleketin hali nice olurdu?! Büyük siyaset ve devlet deneyimi olan bu basiretli ve olgun siyasetçi, ülke- devlet- ulus sorunlarına çok duyarlı ve tam zamanında yaptığı müdahalelerle, işlerin çığırından çıkmasını önlüyor; İktidar’ın yanlışlarını durduruyor. Mazlumun hakkına cesaret ve kararlılıkla sahip çıkıyor. AKP’ye karşı, temelli bir güvence oluşturuyor. CHP’nin, TBMM Grubu’nun yaptığı etkili muhalefet, birçok CHP Milletvekilinin, birçok CHP’li politikacının, halkın gözünde kahraman olmasına yol açtı. Sözgelimi, Kemal Kılıçdaroğlu (Gandi Kemal), Hakkı Süha Okay, Muharrem İnce, Atilla Kart, Ahmet Ersin, Şahin Mengü bunlardan yalnızca birkaçı. İstanbul İl Balkanı Gürsel Tekin de Meclis dışından çok etkilisi isimlerden… Toplumun canı nerede yanmışsa, mazlumun sesi ve vicdanı olmak üzere, CHP orada. İyi ki CHP var. Halkımız da bunu biliyor. Bugünlerde, halkın en çok dile getirdiği cümleyi sunayım yine: İyi ki Baykal var! Eğer o Meclis’te Baykal olmasaydı!? O ünlü “1 Mart Tezkeresi”ni reddettirmenin onuru bile CHP’ye yeter. Fındık Üreticisi’nin hakkına sahip çıkmak için, CHP’nin ortaya koyduğu büyük mücadelenin onuru bile CHP’ye yeter. AKP’nin dipsiz kuyuya daldığı, “Kürt Açılımı” yanlışına karşı gösterdiği aktif direnç ve kararlı dik duruş bile CHP’yi onurlandırmaya yeter… Muhalefetin Kitabını CHP yazıyor. Bakın, görün!
|